Girişimcilik yolculuğunuza büyük bir hevesle ve cesaretle hemen başladınız. İşleriniz harika gitti ve kasanızda ciddi bir nakit para birikti. Hemen kendinize güzel bir yazlık veya spor araba almak istediniz. Sonuçta şirket sizin şirketiniz ve büyük patron tamamen sizsiniz. Parayı da gece gündüz uykusuz kalarak bizzat siz kazandınız. Bu yüzden şirket hesabından şahsi hesabınıza milyonlarca lira aktardınız. Kimseye hesap vermeyeceğinizi çok büyük bir özgüvenle hemen düşündünüz. Fakat Maliye Bakanlığı bu durumu kesinlikle böyle masum ve basit görmüyor. Çünkü devlet şirketinizin tüzel kişiliğini sizden tamamen ve kanunen ayırıyor. Kanunlar önünde siz şirketin sadece ve sadece resmi bir ortağısınız. Kasadaki o devasa para doğrudan sizin şahsi malınız asla değildir. Eğer o parayı kendi hesabınıza alırsanız şirketinize resmen doğrudan borçlanırsınız.

Herkesin Korktuğu Adat Faizi Tam Olarak Nedir?

Peki herkesin çok korktuğu bu adat faizi tam olarak nedir? Diyelim ki şirketten şahsi hesabınıza iki milyon lira nakit çektiniz. Devlet bu işlemi sıradan bir ticari borç verme işlemi olarak değerlendirir. Şirketinizin bu parayı bankaya koysaydı ciddi bir faiz kazanacağını hemen düşünür. Siz bu parayı bedavaya alarak kendi şirketinizi doğrudan zarara soktunuz. İşte devlet bu hayali ve potansiyel zararı sizden anında nakit ister. Şirketinizin size verdiği bu borca resmi bir faiz işletmesini zorunlu kılar. Bu hesaplanan yasal faize de muhasebe dilinde adat faizi diyoruz. Yani kendi kurduğunuz şirketinizden yüksek faizle borç para hemen alıyorsunuz. Üstelik bu işlemi sadece kağıt üzerinde göstermekle cezadan asla kurtulamazsınız. Şirketiniz size kestiği bu yüksek faizin vergisini devlete nakit olarak öder.

Adat Faizi Tam Olarak Nasıl Hesaplanır?

Aslında bu faizi hesaplamak dışarıdan göründüğü kadar basit bir işlem kesinlikle değildir. Muhasebeciniz parayı şirketten tam olarak hangi gün çektiğinizi sisteme detaylıca hemen yazar. Ardından o parayı şirkete hangi gün iade ettiğinizi de tabloya dikkatlice ekler. Devlet bu iki tarih arasındaki tam gün sayısını baz alarak bir formül kurar. Merkez Bankası her yıl için resmi bir avans faiz oranı mutlaka önceden belirler. Muhasebeciniz çektiğiniz tutarı bu faiz oranıyla ve gün sayısıyla hemen doğrudan çarpar. Böylece sadece parayı kullandığınız o gerçek süre için adil bir faiz faturası çıkarır. Yani parayı kasanızda bir yıl tutmakla bir ay tutmak arasında devasa bir fark vardır.

Ahmet Bey’in O Korkunç Vergi Kabusu

Konuyu çok daha net ve çarpıcı bir örnekle hemen adım adım açıklayalım. Ahmet Bey çok başarılı bir e-ticaret şirketinin tek ve yetkili sahibidir. Şirket kasasında boşta duran iki milyon lirayı şahsi hesabına hemen acımadan çekti. Gidip kendine deniz kenarında şahsi ve çok lüks bir yazlık hemen aldı. Tam sekiz ay boyunca bu devasa parayı şirketine hiçbir şekilde geri ödemedi. Yıl sonunda vergi müfettişleri Ahmet Bey’in hesaplarını incelemeye hemen ofisine geldi. Ahmet Bey’in şirketten iki milyon lira aldığını hesap dökümlerinde anında fark ettiler. Müfettişler Merkez Bankası avans faiz oranını hemen resmi ceza tablosuna koydular. Sekiz aylık süre için yaklaşık beş yüz bin lira adat faizi hesapladılar. Şirketin bu devasa faizi Ahmet Bey’e hemen fatura etmesini acilen istediler. Üstelik bu faiz faturasına yüzde yirmi oranında KDV de hemen şartsız eklediler.

İnceleme Sonunda Başınıza Neler Gelir?

Ahmet Bey bu faturayı zamanında kesmediği için devasa cezalar yedi. Öncelikle devlet o faizin KDV tutarını gecikme zammıyla birlikte geri aldı. Ardından şirketin kârı suni olarak tam beş yüz bin lira anında arttı. Bu yüzden Ahmet Bey ekstra kurumlar vergisi ödemek zorunda maalesef hemen kaldı. Üstelik müfettişler vergi ziyaı cezası keserek tüm borçları anında ikiye katladı. Ahmet Bey kendi parasını kullandı ama devlete milyonlarca lira nakit ceza ödedi. Çünkü devlet bu haksız işlemi “örtülü kazanç dağıtımı” olarak resmiyette adlandırır. Sizin şirketin içini haksız yere ve gizlice boşalttığınızı doğrudan iddia eder. Vergi kaçırmakla suçlanmak bir girişimcinin yaşayacağı en büyük ticari kabustur.

Bu Dev Tuzaktan Yasal Yollarla Nasıl Kurtulursunuz?

Peki bu korkunç ve yorucu vergi tuzağından nasıl tamamen ve yasalca kurtulursunuz? Öncelikle şirket banka kartını ve şahsi cüzdanınızı birbirinden kesinlikle ayırmalısınız. Eğer şirketten acil para çekmeniz gerekirse bu kullanım süresini çok kısa tutun. Aynı ay içinde o parayı şirketin banka hesabına eksiksiz olarak geri yatırın. Böylece çalışkan muhasebeciniz o kısa süre için devasa faizler asla hesaplamaz. Eğer o devasa parayı şahsi hayatınızda uzun süre kullanacaksanız yasal yollara başvurun. Şirketinizin yıl sonu kârından kendinize resmi ve tertemiz bir temettü dağıtın. Temettü dağıtırken yüzde on beş stopaj vergisini devlete paşa paşa peşin ödeyin. Böylelikle parayı tamamen yasal ve güvenli bir şekilde kendi cebinize koyarsınız. Maliye kapınızı çaldığında o temiz resmi belgeleri müfettişlere gururla hemen gösterirsiniz. Hiçbir vergi müfettişi sizin yasal kâr payınıza kesinlikle tek kuruş ceza yazamaz.

Muhasebecinizin Bu Krizdeki O Hayati Rolü

Bu riskli süreçte uzman mali müşaviriniz sizin en büyük yasal kalkanınızdır. Her ay şirket banka ekstrelerinizi ona düzenli ve tamamen eksiksiz gönderin. “Ortaklardan Alacaklar” hesabınızda tehlikeli bir para birikiyorsa hemen acil bir önlem alın. Yıl sonu gelmeden o zorunlu adat faturalarını zamanında ve çok doğru kesin. Vergisini zamanında ödeyip o büyük ve yıkıcı ceza dalgasından anında kaçın. Sonuç olarak şirketinizin resmi kasası sizin şahsi kumbaranız kesinlikle ve asla değildir. Ticari yasal kurallara harfiyen uyarsanız işletmenizi her zaman huzurla ve güvenle büyütürsünüz.